âşık

عَاشِق — عُشَّاق

كَانَ رَجُلاً عَاشِقًا بِجُنُونٍ لِلْمَرْأَةِ الَّتِي يُحِبُّهَا.

O, sevdiği kadına delicesine âşık bir adamdı.

وَقَعَ الشَّابُّ فِي حُبِّ الْفَتَاةِ مِنَ النَّظْرَةِ الْأُولَى.

Genç adam, ilk görüşte kıza âşık oldu.

شَاعِرٌ شَعْبِيٌّ — شُعَرَاء شَعْبِيُّون

يُعْلِنُ الشُّعَرَاءُ الشَّعْبِيُّونَ صَوْتَ الْأَنَاضُولِ بِأَغَانِيهِمْ.

Âşıklar, türküleriyle Anadolu'nun sesini duyururlar.

İlişkili Kelimeler