كَانَ رَجُلٌ أَعْمَى يُحَاوِلُ شَقَّ طَرِيقِهِ بِعِنَايَةٍ وَهُوَ يَمْشِي بِعَصَاهُ.
Âmâ bir adam, bastonuyla dikkatlice yürüyerek yolunu bulmaya çalışıyordu.
كَانَ رَجُلٌ أَعْمَى يُحَاوِلُ شَقَّ طَرِيقِهِ بِعِنَايَةٍ وَهُوَ يَمْشِي بِعَصَاهُ.
Âmâ bir adam, bastonuyla dikkatlice yürüyerek yolunu bulmaya çalışıyordu.
الْمَكْفُوفُ يَتَعَلَّمُ الْقِرَاءَةَ بِطَرِيقَةِ بْرَايْل.
Âmâ, Braille alfabesiyle okumayı öğrenir.
مَعَ تَطَوُّرِ التِّكْنُولُوجْيَا، تَمَّ تَطْوِيرُ الْعَدِيدِ مِنَ الْأَدَوَاتِ الْمُسَاعِدَةِ لِلْأَشْخَاصِ فَاقِدِي الْبَصَرِ.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, âmâ insanlar için birçok yardımcı araç geliştirildi.