çökelmek

تَرَسَّبَتِ الْمَعَادِنُ فِي قَاعِ الْبَحْرِ.

Deniz dibinde mineraller çökeldi.

تَرَاكَمَتِ الرِّمَالُ فِي مَصَبِّ النَّهْرِ.

Nehir ağzında kumlar çökeldi.

اسْتَقَرَّتِ الْأَتْرِبَةُ بَعْدَ بَقَائِهَا فِي الْهَوَاءِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Tozlar havada uzun süre kaldıktan sonra çökeldi.

İlişkili Kelimeler