çözülüm

تَسَبَّبَ تَفَكُّكُ الْجَيْشِ فِي جَعْلِ الْبِلَادِ عُرْضَةً لِلْخَطَرِ.

Ordunun çözülümü, ülkenin savunmasız kalmasına neden oldu.

أَدَّى الِانْحِلَالُ الْأَخْلَاقِيُّ فِي الْمُجْتَمَعِ إِلَى زِيَادَةِ مُعَدَّلَاتِ الْجَرِيمَةِ.

Toplumdaki ahlaki çözülüm, suç oranlarını artırdı.