مَعَ نِهَايَةِ الْحَرْبِ الْبَارِدَةِ، بَدَأَ التَّحَلُّلُ فِي الِاتِّحَادِ السُّوفِيتِيِّ.
Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte Sovyetler Birliği'nde çözülme başladı.
مَعَ نِهَايَةِ الْحَرْبِ الْبَارِدَةِ، بَدَأَ التَّحَلُّلُ فِي الِاتِّحَادِ السُّوفِيتِيِّ.
Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte Sovyetler Birliği'nde çözülme başladı.
تَسَبَّبَتِ الْأَزْمَةُ الِاقْتِصَادِيَّةُ فِي تَفَكُّكِ الشَّرِكَةِ.
Ekonomik kriz, şirketin çözülmesine neden oldu.
يُشَكِّلُ انْحِلَالُ الْقِيَمِ الْأَخْلَاقِيَّةِ تَهْدِيدًا كَبِيرًا لِمُسْتَقْبَلِ الْمُجْتَمَعِ.
Ahlaki değerlerdeki çözülme, toplumun geleceği için büyük bir tehdit oluşturuyor.
اِنْفِكَاك، اِنْفِرَاط