çürüklü

لَمْ يَرْغَبْ أَحَدٌ فِي شِرَاءِ الفَاكِهَةِ المُتَعَفِّنَةِ فِي السُّوقِ.

Pazardaki çürüklü meyveleri kimse almak istemedi.

لَدَيَّ سِنٌّ مُتَسَوِّسَةٌ وَأَحْتَاجُ إِلَى طَبِيبٍ.

Çürüklü bir dişim var ve doktora ihtiyacım var.

الأَسْنَانُ الفَاسِدَةُ تُؤَثِّرُ سَلْبًا عَلَى صِحَّةِ الفَمِ.

Çürüklü dişler, ağız sağlığını olumsuz etkiler.