كَانَ الْمُسَافِرُونَ يُسْرِعُونَ لِتَعْبِئَةِ الْأَغْرَاضِ الَّتِي سَيَأْخُذُونَهَا مَعَهُمْ.
Yolcular, yanlarına alacakları eşyaları çıkılamak için acele ediyorlardı.
كَانَ الْمُسَافِرُونَ يُسْرِعُونَ لِتَعْبِئَةِ الْأَغْرَاضِ الَّتِي سَيَأْخُذُونَهَا مَعَهُمْ.
Yolcular, yanlarına alacakları eşyaları çıkılamak için acele ediyorlardı.
يَجِبُ تَجْهِيزُ كُلِّ شَيْءٍ قَبْلَ وُصُولِ الضُّيُوفِ.
Misafirler gelmeden önce her şeyi çıkılamak gerekiyor.
تَمَّ اسْتِخْدَامُ قِطْعَةِ قُمَاشٍ كَبِيرَةٍ لِتَحْضِيرِ الطَّعَامِ.
Yiyecekleri çıkılamak için büyük bir bez kullanıldı.