çıkarılmak

مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا أَنْ تُزَالَ هَذِهِ البُقْعَةُ مِنَ القُمَاشِ.

Bu lekenin kumaştan çıkarılması çok zor.

تَمَّ اتِّخَاذُ قَرَارٍ بِفَصْلِ الطَّالِبِ مِنَ الْمَدْرَسَةِ.

Öğrencinin okuldan çıkarılması kararı alındı.

هَذِهِ المَادَّةُ مُضْطَرَّةٌ لِأَنْ تُسْتَبْعَدَ مِنَ القَائِمَةِ.

Bu madde listeden çıkarılmak zorunda.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler