çıkmaz

هَذَا الشَّارِعُ طَرِيقٌ مَسْدُودٌ، لَا يُمْكِنُكَ الْمُرُورُ مِنْ هُنَا.

Bu sokak çıkmaz sokak, buradan geçemezsiniz.

مَأْزِق — مَآزِق

بِسَبَبِ الْمَشَاكِلِ الِاقْتِصَادِيَّةِ، دَخَلَتِ الشَّرِكَةُ فِي مَأْزِقٍ.

Ekonomik sorunlar nedeniyle şirket çıkmaza girdi.

دَخَلَتْ هَذِهِ الْمُنَاقَشَةُ فِي طَرِيقٍ لَا يُؤَدِّي إِلَى نَتِيجَةٍ، لَنْ نَتَمَكَّنَ مِنَ الْوُصُولِ إِلَى نَتِيجَةٍ.

Bu tartışma çıkmaz bir yola girdi, bir sonuca ulaşamayacağız.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler