نَسْتَخْدِمُ بَكَرَةً قَدِيمَةً لِسَحْبِ الْمَاءِ مِنَ الْبِئْرِ.
Kuyudan su çekmek için eski bir çıkrık kullanıyoruz.
نَسْتَخْدِمُ بَكَرَةً قَدِيمَةً لِسَحْبِ الْمَاءِ مِنَ الْبِئْرِ.
Kuyudan su çekmek için eski bir çıkrık kullanıyoruz.
كَانَتْ جَدَّتِي تَسْتَخْدِمُ الْمِغْزَلَ لِغَزْلِ الصُّوفِ.
Babaannem yün eğirmek için çıkrık kullanırdı.
تُسْتَخْدَمُ الرَّافِعَةُ الْيَدَوِيَّةُ فِي الْبِنَاءِ لِرَفْعِ الْأَحْمَالِ الثَّقِيلَةِ.
İnşaatta ağır yükleri kaldırmak için çıkrık kullanılıyor.
Ayrıca: دُولَابُ الغَزْلِ