çıplak

كَانَ الرَّجُلُ يَتَشَمَّسُ عَارِيًا عَلَى الشَّاطِئِ.

Adam sahilde çıplak güneşleniyordu.

كَانَ الطِّفْلُ عُرْيَانًا يَلْعَبُ فِي الْحَدِيقَةِ.

Çocuk parkta çıplak oynuyordu.

الْعَيْنُ الْمُجَرَّدَةُ لَا تَرَى النُّجُومَ الْبَعِيدَةَ.

Çıplak göz uzak yıldızları göremez.

Ayrıca: مَكْشُوف

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler