çırpınmak

كَانَ الطَّائِرُ الْجَرِيحُ يَتَخَبَّطُ بِيَأْسٍ لِيَنْجُوَ.

Yaralı kuş, kurtulmak için çaresizce çırpınıyordu.

كَافَحْتُ كَثِيرًا لِأَنْجَحَ، لَكِنَّنِي نَجَحْتُ فِي النِّهَايَةِ.

Başarılı olmak için çok çırpındım ama sonunda başardım.

İlişkili Kelimeler