çakıldak

صِمَام — صِمَامَات

بِفَضْلِ الصِّمَامِ، تَدُورُ حِجَارَةُ الطَّاحُونَةِ فِي اتِّجَاهٍ وَاحِدٍ فَقَطْ، وَإِلَّا فَإِنَّهَا لَنْ تَكُونَ مُفِيدَةً.

Çakıldak sayesinde değirmen taşı sadece tek yöne dönüyor, aksi takdirde işe yaramaz.

خُشْخِيشَة — خَشَاخِيش

كَانَ الطِّفْلُ يَضْحَكُ بِسَعَادَةٍ وَهُوَ يَلْعَبُ بِالْخُشْخِيشَةِ فِي يَدِهِ، كَانَ لَطِيفاً جِدّاً.

Çocuk, elindeki çakıldak ile oynarken neşeyle kahkahalar atıyordu, çok tatlıydı.

إِذَا لَمْ يَتِمَّ تَنْظِيفُ كُتَلِ الرَّوْثِ الْمُتَصَلِّبَةِ مِنَ الْأَغْنَامِ، فَإِنَّ الْحَيَوَانَاتِ سَتَنْزَعِجُ وَتَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْحَرَكَةِ.

Koyunların çakıldakları temizlenmezse, hayvanlar rahatsız olur ve hareket etmekte zorlanır.

İlişkili Kelimeler