çaktırmadan

دَخَلَ الْغُرْفَةَ بِخُفْيَةٍ وَلَمْ يُلَاحِظْ أَحَدٌ حَتَّى مَجِيئِهِ.

Odaya çaktırmadan girdi ve kimse onun geldiğini fark etmedi bile.

اقْتَرَبَ مِنِّي بِسِرِّيَّةٍ وَهَمَسَ فِي أُذُنِي شَيْئاً.

Çaktırmadan yanıma yaklaştı ve kulağıma bir şeyler fısıldadı.

نَهَضَ مِنَ المَائِدَةِ دُونَ أَنْ يَلْحَظَ أَحَدٌ وَغَادَرَ دُونَ أَنْ يُوَدِّعَ أَحَداً.

Çaktırmadan masadan kalktı ve kimseye veda etmeden ayrıldı.

Eşdizimler