أَرَدْتُ أَنْ أُلَمِّحَ لَهُ بِشَيْءٍ مَا، لَكِنَّهُ لَمْ يَفْهَمْنِي وَنَظَرَ إِلَى وَجْهِي بِذُهُولٍ.
Ona bir şeyler çaktırmak istedim ama beni anlamadı ve boş boş yüzüme baktı.
أَرَدْتُ أَنْ أُلَمِّحَ لَهُ بِشَيْءٍ مَا، لَكِنَّهُ لَمْ يَفْهَمْنِي وَنَظَرَ إِلَى وَجْهِي بِذُهُولٍ.
Ona bir şeyler çaktırmak istedim ama beni anlamadı ve boş boş yüzüme baktı.
أَرَادَ أَنْ يُشِيرَ بِشَيْءٍ مَا بِعَيْنَيْهِ، لَكِنَّنِي لَمْ أَفْهَمْ مَا كَانَ يَقْصِدُهُ.
Gözleriyle bir şeyler çaktırmak istedi ama ben ne demek istediğini anlamadım.