çalışkan

بِمَا أَنَّ عَائِشَةَ طَالِبَةٌ مُجْتَهِدَةٌ لِلْغَايَةِ، فَإِنَّهَا تَحْصُلُ عَلَى دَرَجَاتٍ عَالِيَةٍ فِي كُلِّ امْتِحَانٍ.

Ayşe çok çalışkan bir öğrenci olduğu için her sınavdan yüksek not alıyor.

إِنَّهُ مَعْرُوفٌ بِأَنَّهُ شَخْصٌ صَادِقٌ وَدَؤُوبٌ.

Dürüst ve çalışkan bir insan olarak tanınıyor.

إِنَّهُ مُجِدٌّ لِلْغَايَةِ فِي عَمَلِهِ وَيَبْذُلُ قُصَارَى جُهْدِهِ لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ.

O, işinde çok çalışkan ve başarılı olmak için elinden geleni yapıyor.