çalıntı

عَثَرَتِ الشُّرْطَةُ عَلَى السَّيَّارَةِ الْمَسْرُوقَةِ فِي حَالَةٍ مَهْجُورَةٍ.

Polis, çalıntı arabayı terk edilmiş bir halde buldu.

شِرَاءُ الْبَضَائِعِ الْمُخْتَلَسَةِ جَرِيمَةٌ.

Çalıntı malları satın almak suçtur.

هَذَا الْعَمَلُ مَلِيءٌ بِالْأَفْكَارِ الْمُنْتَحَلَةِ.

Bu eser, çalıntı fikirlerle dolu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler