نَحْنُ نَمُرُّ بِفَتْرَةٍ مُضْطَرِبَةٍ، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَكُونَ حَذِرِينَ.
Çalkantılı bir dönemden geçiyoruz, bu yüzden dikkatli olmalıyız.
نَحْنُ نَمُرُّ بِفَتْرَةٍ مُضْطَرِبَةٍ، لِذَلِكَ يَجِبُ أَنْ نَكُونَ حَذِرِينَ.
Çalkantılı bir dönemden geçiyoruz, bu yüzden dikkatli olmalıyız.
الْبَحْرُ هَائِجٌ جِدًّا الْيَوْمَ، وَقَدْ يَكُونُ صَيْدُ السَّمَكِ خَطِيرًا.
Deniz bugün çok çalkantılı, balık tutmak tehlikeli olabilir.
السِّبَاحَةُ فِي المِيَاهِ المُتَمَوِّجَةِ صَعْبَةٌ.
Çalkantılı sularda yüzmek zordur.
مُتَلَاطِم، مَائِج، مُعْتَلِج، مُلَجَّج