çapkın

كَانَ ذَلِكَ الشَّابُّ يَتَصَرَّفُ بِلَعُوبَةٍ تِجَاهَ جَمِيعِ الْفَتَيَاتِ الصَّغِيرَاتِ فِي الْمَدِينَةِ.

O genç adam, kasabadaki tüm genç kızlara karşı çok çapkın davranıyordu.

كَانَ الشَّابُّ مُغَازِلًا يُحِبُّ التَّحَدُّثَ إِلَى الْفَتَيَاتِ.

Genç, kızlarla konuşmayı seven bir çapkındı.

الْجَمِيعُ يَعْرِفُونَهُ بِأَنَّهُ زِيرُ نِسَاءٍ لِأَنَّهُ يَظْهَرُ بِاسْتِمْرَارٍ مَعَ نِسَاءٍ مُخْتَلِفَاتٍ.

Herkes onu çapkın olarak tanır, çünkü sürekli farklı kadınlarla görülür.

İlişkili Kelimeler