çapraşmak

يَتَقَاطَعُ طَرِيقَانِ فِي وَسَطِ الْمَدِينَةِ.

İki yol, şehir merkezinde çapraşıyor.

تَشَابَكَتِ الْحِبَالُ مَعَ بَعْضِهَا الْبَعْضِ.

İpler birbirine çapraştı.