الشَّبَابُ الَّذِينَ يُظْهِرُونَ سُلُوكِيَّاتٍ تَخْرِيبِيَّةً يَخْلُقُونَ اضْطِرَابَاتٍ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Çapulcu davranışları sergileyen gençler, toplumda huzursuzluk yaratıyor.
الشَّبَابُ الَّذِينَ يُظْهِرُونَ سُلُوكِيَّاتٍ تَخْرِيبِيَّةً يَخْلُقُونَ اضْطِرَابَاتٍ فِي الْمُجْتَمَعِ.
Çapulcu davranışları sergileyen gençler, toplumda huzursuzluk yaratıyor.
تَحَرَّكَتِ الشُّرْطَةُ لِاعْتِقَالِ الْمُشَاغِبِينَ فِي الْمُظَاهَرَاتِ.
Polis, gösterilerde çapulcuları yakalamak için harekete geçti.
قَامَ الْمُعْتَدُونَ بِتَكْسِيرِ نَوَافِذِ الْمَتَاجِرِ وَنَهْبِ الْبَضَائِعِ.
Çapulcular, dükkanların camlarını kırarak malları yağmaladılar.