حَلّ — حُلُول
يَجِبُ أَنْ نَجِدَ حَلاًّ لِهَذِهِ الْمُشْكِلَةِ، وَإِلَّا سَتَزْدَادُ الْأُمُورُ سُوءًا.
Bu soruna bir çare bulmak zorundayız, aksi takdirde işler kötüye gidecek.
يَجِبُ أَنْ نَجِدَ حَلاًّ لِهَذِهِ الْمُشْكِلَةِ، وَإِلَّا سَتَزْدَادُ الْأُمُورُ سُوءًا.
Bu soruna bir çare bulmak zorundayız, aksi takdirde işler kötüye gidecek.
يَعْمَلُ الْأَطِبَّاءُ عَلَى إِيجَادِ عِلَاجٍ لِلْمَرَضِ.
Doktorlar hastalığa bir çare bulmak için çalışıyorlar.
بُدّ، مَفَرّ، تِرْيَاق، مَنَاص، مَحِيص، مَحِيد، مَنْدُوحَة