بَعْدَ الزِّلْزَالِ، أَصْبَحَ النَّاسُ يَائِسِينَ وَانْتَظَرُوا الْمُسَاعَدَةَ.
Depremden sonra insanlar çaresiz kaldı ve yardım bekledi.
بَعْدَ الزِّلْزَالِ، أَصْبَحَ النَّاسُ يَائِسِينَ وَانْتَظَرُوا الْمُسَاعَدَةَ.
Depremden sonra insanlar çaresiz kaldı ve yardım bekledi.
لَمْ يَتَمَكَّنِ الْأَطِبَّاءُ مِنْ إِيجَادِ عِلَاجٍ لِلْمَرَضِ وَأَصْبَحَ الْمَرِيضُ عَاجِزًا.
Doktorlar hastalığa çare bulamadılar ve hasta çaresiz kaldı.
اُضْطُرَّ