الْوَرَقَةُ الْمُعَلَّمَةُ بِعَلَامَةِ الضَّرْبِ هِيَ وَرَقَةٌ عَلَيْهَا عَلَامَةُ الضَّرْبِ.
Çarpılı bir kağıt, üzerinde çarpı işareti olan bir kağıttır.
الْوَرَقَةُ الْمُعَلَّمَةُ بِعَلَامَةِ الضَّرْبِ هِيَ وَرَقَةٌ عَلَيْهَا عَلَامَةُ الضَّرْبِ.
Çarpılı bir kağıt, üzerinde çarpı işareti olan bir kağıttır.
نَمَتِ الْأَشْجَارُ بِشَكْلٍ مُلْتَوٍ بِسَبَبِ الرِّيَاحِ.
Rüzgar nedeniyle ağaçlar çarpılı bir şekilde büyümüştü.