عِنْدَمَا لَمَسْتُ سِلْكَ الْكَهْرَبَاءِ، صُدِمْتُ وَسَقَطْتُ عَلَى الْأَرْضِ، كُنْتُ خَائِفًا جِدًّا.
Elektrik kablosuna dokununca çarpıldım ve yere yığıldım, çok korktum.
عِنْدَمَا لَمَسْتُ سِلْكَ الْكَهْرَبَاءِ، صُدِمْتُ وَسَقَطْتُ عَلَى الْأَرْضِ، كُنْتُ خَائِفًا جِدًّا.
Elektrik kablosuna dokununca çarpıldım ve yere yığıldım, çok korktum.
أُعْجِبْتُ بِجَمَالِهَا وَذَكَائِهَا مِنَ النَّظْرَةِ الْأُولَى، وَكَأَنَّنِي مَسْحُورٌ.
Onun güzelliği ve zekasıyla ilk görüşte çarpıldım, sanki büyülenmiştim.