çarpınmak

كَانَ الطَّائِرُ يُرَفْرِفُ بِيَأْسٍ لِلْخُرُوجِ مِنَ الْقَفَصِ لَكِنَّهُ لَمْ يَنْجَحْ.

Kuş, kafesten kurtulmak için çaresizce çarpınıyordu ama başaramadı.

اسْتَمَرَّتِ السَّمَكَةُ فِي التَّخَبُّطِ لِبَعْضِ الْوَقْتِ بَعْدَ إِخْرَاجِهَا مِنَ الْمَاءِ.

Balık, sudan çıkarıldığında bir süre daha çarpınmaya devam etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler