çarpıtılmak

تَمَّ تَشْوِيهُ مَا قُلْتُهُ عَنْ طَرِيقِ إِخْرَاجِهِ مِنْ سِيَاقِهِ.

Söylediklerim bağlamından koparılarak çarpıtıldı.

حَاوَلُوا تَحْرِيفَ الْأَدِلَّةِ فِي الْمَحْكَمَةِ.

Kanıtlar mahkemede çarpıtılmaya çalışıldı.

İlişkili Kelimeler