اشْتَبَكَ الْجُنُودُ مَعَ الْعَدُوِّ عَلَى الْحُدُودِ وَوَقَعَتْ خَسَائِرُ عَدِيدَةٌ.
Askerler sınırda düşmanla çatıştı ve birçok kayıp yaşandı.
اشْتَبَكَ الْجُنُودُ مَعَ الْعَدُوِّ عَلَى الْحُدُودِ وَوَقَعَتْ خَسَائِرُ عَدِيدَةٌ.
Askerler sınırda düşmanla çatıştı ve birçok kayıp yaşandı.
تَصَادَمَتْ سَيَّارَتَانِ فِي التَّقَاطُعِ نَتِيجَةَ الْإِهْمَالِ.
İki araba kavşakta dikkatsizlik sonucu çatıştı.
تَنَازَعَ الْجَارَانِ عَلَى حُدُودِ الْحَدِيقَةِ.
İki komşu bahçenin sınırı yüzünden çatıştı.
اِصْطَدَمَ، تَنَافَرَ، اِقْتَتَلَ، اِعْتَلَجَ، اِعْتَرَكَ، نَاوَشَ، اِصْطَكَّ