çatınmak

رَدَّ الرَّجُلُ عَلَى الْكَلِمَاتِ الَّتِي سَمِعَهَا وَهُوَ يُقَطِّبُ.

Adam, duyduğu sözlere çatınarak cevap verdi.

عِنْدَمَا بَدَأَ الطَّقْسُ يَتَجَهَّمُ، دَخَلَ الْجَمِيعُ إِلَى الدَّاخِلِ.

Hava çatınmaya başlayınca, herkes içeri girdi.

İlişkili Kelimeler