çatallı

كَانَتْ أَغْصَانُ الشَّجَرَةِ المُتَفَرِّعَةُ فِي الحَدِيقَةِ تُوَفِّرُ مَكَانًا مِثَالِيًّا لِلطُّيُورِ لِبِنَاءِ أَعْشَاشِهَا، مِمَّا جَعَلَ الحَدِيقَةَ أَكْثَرَ حَيَوِيَّةً.

Bahçedeki ağacın çatallı dalları, kuşların yuva yapması için mükemmel bir yer sağlıyordu, bu da bahçeyi daha canlı hale getiriyordu.

تَطَلَّبَ تَشَعُّبُ الطَّرِيقِ مِنَ السَّائِقِينَ أَنْ يَكُونُوا حَذِرِينَ، مِمَّا سَاعَدَ عَلَى مَنْعِ وُقُوعِ الْحَوَادِثِ.

Yolun çatallı olması, sürücülerin dikkatli olmasını gerektiriyordu, bu da kazaları önlemeye yardımcı oluyordu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler