çerçeve

إِطَار — أُطُر

اِشْتَرَيْتُ إِطَارًا جَدِيدًا لِلصُّوَرِ لِتَعْلِيقِهَا عَلَى الحَائِطِ.

Duvara asmak için yeni bir resim çerçevesi aldım.

هَيْكَل — هَيَاكِل

لَمْ يَتِمَّ تَحْدِيدُ هَيْكَلِ هَذَا الْمَشْرُوعِ بِالْكَامِلِ بَعْدُ.

Bu projenin çerçevesi henüz tam olarak belirlenmedi.

يَجِبُ أَنْ يَكُونَ نِطَاقُ المُنَاقَشَةِ وَاسِعًا جِدًّا.

Tartışmanın çerçevesi çok geniş tutulmalı.

İlişkili Kelimeler