çerçevelenmek

تَمَّ تَأْطِيرُ الصُّورَةِ بِإِطَارٍ جَمِيلٍ.

Resim, güzel bir çerçeveyle çerçevelendi.

تَمَّ تَحْدِيدُ الْخَبَرِ بِمَعْلُومَاتٍ مِنْ مَصَادِرَ مُخْتَلِفَةٍ.

Haber, farklı kaynaklardan gelen bilgilerle çerçevelendi.