أَطَّرَ الْفَنَّانُ اللَّوْحَةَ بِإِطَارٍ ذَهَبِيٍّ جَمِيلٍ.
Sanatçı tabloyu güzel bir altın çerçeve ile çerçeveledi.
أَطَّرَ الْفَنَّانُ اللَّوْحَةَ بِإِطَارٍ ذَهَبِيٍّ جَمِيلٍ.
Sanatçı tabloyu güzel bir altın çerçeve ile çerçeveledi.
أَرَادَ الْفَنَّانُ تَأْطِيرَ لَوْحَاتِهِ الْجَدِيدَةِ قَبْلَ عَرْضِهَا.
Sanatçı, yeni resimlerini sergilemeden önce çerçevelemek istedi.
أُرِيدُ وَضْعَ هَذِهِ الذِّكْرَى فِي إِطَارٍ وَتَعْلِيقَهَا عَلَى الْحَائِطِ.
Bu anıyı çerçevelemek ve duvara asmak istiyorum.
عَلَّقَ الصُّورَة بِبِرْوَاز