çerez

تَنَاوَلْتُ لُمْجَةً خَفِيفَةً مِنَ الْفَاكِهَةِ بَعْدَ التَّمْرِينِ.

Egzersizden sonra hafif bir meyve çerezi yedim.

قَدَّمَتْ لَنَا أُمِّي المُكَسَّرَاتِ مَعَ الشَّايِ.

Annem bize çayın yanında çerez ikram etti.

مُسَلِّيَات — مُسَلِّيَات

قَبْلَ وُصُولِ الضُّيُوفِ، أَعْدَدْتُ مَجْمُوعَةً مُتَنَوِّعَةً مِنَ الْمُسَلِّيَاتِ وَالْمَشْرُوبَاتِ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Misafirler gelmeden önce masaya çeşitli çerezler ve içecekler hazırladım.

Ayrıca: تَسَالِي