اقْتَنَصَ الْكُرَةَ بِحَرَكَةٍ رَشِيقَةٍ.
Çevik bir hareketle topu kaptı.
أَبْدَعَ رَاقِصٌ رَشِيقٌ عَلَى الْمَسْرَحِ.
Çevik bir dansçı sahnede harikalar yarattı.
تَجَاوَزَ الْعَقَبَاتِ بِسُرْعَةٍ.
Çevik bir şekilde engelleri aştı.
رَشِيقَة