يَنْقُلُ الْمُتَرْجِمُ الْمَاهِرُ مَعْنَى النَّصِّ بِدِقَّةٍ وَبِطَرِيقَةٍ سَلِسَةٍ.
Usta bir çevirmen, metnin anlamını doğru ve akıcı bir şekilde aktarır.
يَنْقُلُ الْمُتَرْجِمُ الْمَاهِرُ مَعْنَى النَّصِّ بِدِقَّةٍ وَبِطَرِيقَةٍ سَلِسَةٍ.
Usta bir çevirmen, metnin anlamını doğru ve akıcı bir şekilde aktarır.
فِي الْعُصُورِ الْقَدِيمَةِ، كَانَ السُّفَرَاءُ يَتَوَاصَلُونَ غَالِبًا مِنْ خِلَالِ تُرْجُمَانٍ.
Eski zamanlarda, elçiler genellikle bir tercüman aracılığıyla iletişim kurarlardı.
فِي الْمُؤْتَمَرِ، كَانَ هُنَاكَ مُتَرْجِمٌ فَوْرِيٌّ يُتَرْجِمُ مَا قَالَهُ الْمُتَحَدِّثُ عَلَى الْفَوْرِ.
Konferansta, konuşmacının söylediklerini anında çeviren bir tercüman vardı.