çilekeş

عَلَى الرَّغْمِ مِنْ أَنَّهُ عَاشَ حَيَاةً مُعَذَّبَةً، إِلَّا أَنَّهُ لَمْ يَفْقِدِ الْأَمَلَ أَبَدًا.

Çilekeş bir hayat yaşamasına rağmen, umudunu hiç kaybetmedi.

غَالِبًا مَا يَتَعَامَلُ الْأَشْخَاصُ الْمُكَابِدُونَ مَعَ الْحَيَاةِ بِمَنْظُورٍ مُخْتَلِفٍ.

Çilekeş insanlar genellikle hayata daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşırlar.

تَحَمَّلَتِ امْرَأَةٌ مُبْتَلَاةٌ كُلَّ أَنْوَاعِ الصِّعَابِ لِتَرْبِيَةِ أَطْفَالِهَا.

Çilekeş bir kadın, çocuklarını büyütmek için her türlü zorluğa katlandı.

İlişkili Kelimeler