çirkinleşmek

الطَّقْسُ يَتَدَهْوَرُ تَدْرِيجِيّاً، أَعْتَقِدُ أَنَّهَا سَتُمْطِرُ.

Hava giderek çirkinleşiyor, sanırım yağmur yağacak.

عِنْدَمَا بَدَأَ الْوَضْعُ يَتَفَاقَمُ، اتَّصَلْنَا بِالشُّرْطَةِ عَلَى الْفَوْرِ.

Durum çirkinleşmeye başlayınca, hemen polisi aradık.

كَانَ يَعْتَقِدُ أَنَّ وَجْهَهُ أَصْبَحَ قَبِيحاً مَعَ تَقَدُّمِهِ فِي السِّنِّ.

Yüzü yaşlandıkça çirkinleştiğini düşünüyordu.

İlişkili Kelimeler