يُزْعِجُنِي قُبْحُ هَذِهِ اللَّوْحَةِ.
Bu tablonun çirkinliği beni rahatsız ediyor.
يُزْعِجُنِي قُبْحُ هَذِهِ اللَّوْحَةِ.
Bu tablonun çirkinliği beni rahatsız ediyor.
البَشَاعَةُ فِي بَعْضِ مَنَاطِقِ المَدِينَةِ تَطْرُدُ السُّيَّاحَ.
Şehrin bazı bölgelerindeki çirkinlik, turistleri kaçırıyor.
الدَّمَامَةُ نِسْبِيَّةٌ، أَمَّا الجَمَالُ فَهُوَ عَالَمِيٌّ.
Çirkinlik görecelidir, güzellik ise evrenseldir.
شَنَاعَة، قَبَاحَة، شَنَاءَة