أُحِبُّ قَضْمَ الْبُذُورِ أَثْنَاءَ مُشَاهَدَةِ التِّلْفِزْيُونِ فِي الْمَسَاءِ.
Akşamları televizyon izlerken çekirdek çitlemeyi severim.
أُحِبُّ قَضْمَ الْبُذُورِ أَثْنَاءَ مُشَاهَدَةِ التِّلْفِزْيُونِ فِي الْمَسَاءِ.
Akşamları televizyon izlerken çekirdek çitlemeyi severim.
جَلَسَ الْأَطْفَالُ فِي الْحَدِيقَةِ وَأَكَلُوا لُبَّ عَبَّادِ الشَّمْسِ.
Çocuklar parkta oturup ay çekirdeği çitlediler.
اسْتَخْدَمُوا الْخَشَبَ لِتَسْيِيجِ الْحَدِيقَةِ.
Bahçeyi çitlemek için tahta kullandılar.