çizi

خَدْش — خُدُوش

ظَهَرَ خَدْشٌ عَلَى شَاشَةِ هَاتِفِي عِنْدَمَا كَانَ الْمِفْتَاحُ فِي جَيْبِي.

Anahtar cebimde dururken telefonumun ekranında bir çizi oluştu.

أَثَر — آثَار

كَانَ الْأَثَرُ الَّذِي تَرَكَهُ الْمِحْرَاثُ فِي الْحَقْلِ يَدُلُّ عَلَى أَنَّ الْأَرْضَ قَدْ تَمَّتْ زِرَاعَتُهَا.

Sabanın tarlada bıraktığı çizi, toprağın işlendiğini gösteriyordu.