çoğaltıcı

هَذَا العَامِلُ المُضَاعِفُ تَسَبَّبَ فِي تَفَاقُمِ المَشَاكِلِ.

Bu çoğaltıcı etken, sorunların daha da büyümesine neden oldu.

فِي العُصُورِ القَدِيمَةِ، كَانَ هُنَاكَ أَشْخَاصٌ نَاسِخُونَ لِلْكُتُبِ.

Eski zamanlarda, kitapları çoğaltıcı kişiler vardı.

Eşdizimler