يُحَاوِلُ المُزَارِعُ طُرُقًا جَدِيدَةً لِتَكْثِيرِ المَحَاصِيلِ فِي حَقْلِهِ.
Çiftçi, tarlasındaki ürünleri çoğaltmak için yeni yöntemler deniyor.
يُحَاوِلُ المُزَارِعُ طُرُقًا جَدِيدَةً لِتَكْثِيرِ المَحَاصِيلِ فِي حَقْلِهِ.
Çiftçi, tarlasındaki ürünleri çoğaltmak için yeni yöntemler deniyor.
تُنَظِّمُ الشَّرِكَةُ حَمَلَاتٍ إِعْلَانِيَّةً لِمُضَاعَفَةِ مَبِيعَاتِهَا.
Şirket, satışlarını çoğaltmak için reklam kampanyaları düzenliyor.
نَسَخَ المُعَلِّمُ النَّصَّ لِتَوْزِيعِهِ عَلَى الطُّلَّابِ.
Öğretmen, öğrencilere dağıtmak için metni çoğalttı.
اِسْتَزَادَ، تَزْيِيد الشَّيْء