كَانَتِ الْمَرْأَةُ تَتُوقُ إِلَى إِنْجَابِ طِفْلِهَا الْأَوَّلِ عِنْدَمَا بَلَغَتِ الْأَرْبَعِينَ مِنْ عُمُرِهَا.
Kadın, kırk yaşına geldiğinde ilk çocuğunu çocuklamak için sabırsızlanıyordu.
كَانَتِ الْمَرْأَةُ تَتُوقُ إِلَى إِنْجَابِ طِفْلِهَا الْأَوَّلِ عِنْدَمَا بَلَغَتِ الْأَرْبَعِينَ مِنْ عُمُرِهَا.
Kadın, kırk yaşına geldiğinde ilk çocuğunu çocuklamak için sabırsızlanıyordu.
أَسْعَدَنَا كَلْبُنَا كَثِيرًا عِنْدَمَا وَلَدَتْ سِتَّةَ جِرَاءٍ الْأُسْبُوعَ الْمَاضِيَ.
Köpeğimiz geçen hafta altı tane yavru çocuklamak suretiyle bizi çok mutlu etti.
ذَهَبَتِ الْأُمُّ بِانْتِظَامٍ إِلَى فُحُوصَاتِ الطَّبِيبِ لِوَضْعِ مَوْلُودِهَا بِصِحَّةٍ جَيِّدَةٍ.
Anne, sağlıklı bir bebek çocuklamak için düzenli olarak doktor kontrolüne gitti.