çolak

كَانَ رَجُلٌ ذُو ذِرَاعٍ مَبْتُورَةٍ يَجْلِسُ وَحِيدًا فِي الحَدِيقَةِ وَيُفَكِّرُ فِي الْمَاضِي.

Çolak bir adam, parkta tek başına oturmuş, geçmişi düşünüyordu.

عَلَى الرَّغْمِ مِنْ كَوْنِهِ فَاقِدَ الذِّرَاعِ، إِلَّا أَنَّهُ كَانَ دَائِمًا قَوِيًّا فِي مُوَاجَهَةِ الحَيَاةِ.

Çolak olmasına rağmen, hayata karşı her zaman güçlü durdu.

İlişkili Kelimeler