كَانَ هَذَا الْعَمَلُ التَّطَوُّعِيُّ تَجْرِبَةً صَعْبَةً وَمُكَافِئَةً فِي نَفْسِ الْوَقْتِ.
Bu gönüllü iş, hem zorlu hem de ödüllendirici bir deneyim oldu.
كَانَ هَذَا الْعَمَلُ التَّطَوُّعِيُّ تَجْرِبَةً صَعْبَةً وَمُكَافِئَةً فِي نَفْسِ الْوَقْتِ.
Bu gönüllü iş, hem zorlu hem de ödüllendirici bir deneyim oldu.
التَّدْرِيسُ مِهْنَةٌ مُجْزِيَةٌ لِلْغَايَةِ لِأَنَّكَ تَسْتَطِيعُ أَنْ تُؤَثِّرَ فِي حَيَاةِ الطُّلَّابِ.
Öğretmenlik, öğrencilerin hayatlarına dokunabildiğiniz için çok ödüllendirici bir meslektir.
تَكْرِيمِيّ، مُجْزِي