تَيَتَّمَ فِي سِنٍّ مُبَكِّرَةٍ وَعَاشَ حَيَاةً صَعْبَةً.
Küçük yaşta öksüz kaldı ve zor bir hayat yaşadı.
تَيَتَّمَ فِي سِنٍّ مُبَكِّرَةٍ وَعَاشَ حَيَاةً صَعْبَةً.
Küçük yaşta öksüz kaldı ve zor bir hayat yaşadı.
فَقَدَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَطْفَالِ وَالِدَيْهِمْ فِي الْحَرْبِ.
Savaşta birçok çocuk öksüz kaldı.
أَصْبَحَ يَتِيماً عِنْدَمَا فَقَدَ وَالِدَيْهِ.
Anne ve babasını kaybedince öksüz kaldı.