öncü

رَائِد — رُوَّاد

يُعْتَبَرُ رَائِداً لِتَيَّارٍ جَدِيدٍ فِي الْأَدَبِ التُّرْكِيِّ.

O, Türk edebiyatında yeni bir akımın öncüsü olarak kabul edilir.

طَلِيعَة — طَلَائِع

تَسَلَّلَتْ وَحْدَةُ طَلِيعَةِ الْجَيْشِ إِلَى خَلْفِ خُطُوطِ الْعَدُوِّ.

Ordunun öncü birliği, düşman hattının gerisine sızdı.

مُبَادِر — مُبَادِرُون

تُحَاوِلُ الشَّرِكَةُ أَنْ تَكُونَ مُبَادِرَةً فِي مَجَالِ التِّقْنِيَّاتِ الصَّدِيقَةِ لِلْبِيئَةِ.

Şirket, çevre dostu teknolojilerde öncü olmaya çalışıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler