كَانَ أَتَاتُورْكُ قَائِدَ حَرْبِ الِاسْتِقْلَالِ التُّرْكِيَّةِ.
Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı'nın önderiydi.
كَانَ أَتَاتُورْكُ قَائِدَ حَرْبِ الِاسْتِقْلَالِ التُّرْكِيَّةِ.
Atatürk, Türk Kurtuluş Savaşı'nın önderiydi.
كَانَ غَانْدِي زَعِيماً لِحَرَكَةِ اسْتِقْلَالِ الْهِنْدِ.
Gandhi, Hindistan'ın bağımsızlık hareketinin önderiydi.
يُعْتَبَرُ رَائِداً فِي عَالَمِ الْعُلُومِ.
O, bilim dünyasında bir önder olarak kabul edilir.
إِمَام