önlük

مِئْزَر — مَآزِر

أَرْتَدِي مِئْزَرًا أَثْنَاءَ الطَّهْيِ حَتَّى لَا تَتَّسِخَ مَلَابِسِي.

Yemek yaparken üzerimi kirletmemek için önlük takıyorum.

يَرْتَدِي الْأَطْفَالُ الْمَرَايِلَ لِلْحِفَاظِ عَلَى نَظَافَةِ مَلَابِسِهِمْ أَثْنَاءَ تَنَاوُلِ الطَّعَامِ.

Bebekler yemek yerken kıyafetlerini temiz tutmak için önlük takarlar.

يَجِبُ أَنْ تَرْتَدِيَ وِقَايَةً لِحِمَايَةِ نَفْسِكَ مِنَ الْمَوَادِّ الْكِيمْيَائِيَّةِ أَثْنَاءَ الْعَمَلِ فِي الْمُخْتَبَرِ.

Laboratuvarda çalışırken kimyasallardan korunmak için önlük giymelisin.

İlişkili Kelimeler